Omuzlarında koskoca bir yük vardı. Bu ağırlığı görmemek için nefes almayı bırakmalıydı insan. Birçok örtüyü yıkıp geçmiş bir hali vardı. Birçok sözü silip atmışlığı yazıyordu gözbebeğinde. Gözünde kalbini teğet geçmiş aşklar gizliydi. Gerisi bu hikayede olsa olsa antre.
Yürürken sanki gizli sadece onun duyduğu bir keman çalıyormuş edasıyla geçerdi sokağımızı boylu boyunca. Ayakları çalımından memnun düşük omuzları dışında hiçbir ayrıntı cakasına ters düşmüyordu. Ama bir şeyler yarım… Sanki baktığı dünyaya büyük geliyordu gözleri çıkarıp yenisini giyiyordu: yeni acılar yeni aşklar yeni yenilgiler yeni Şiiler yeni bir gökyüzü dışında akla ne geliyorsa artık… Düşük cümle saltanatında hüküm giymiş bir kızdı Hafsa…
Hep susarken görürdük onu hep gizli kapaklı ağlarken. Ağlamak için yağmurlu günleri seçer yüzünü yağmur tanelerine diker ve sıkardı gözlerini. Kimseler görmezdi görmezlikten gelinirdi en çokta. Beni de görmezden gelirdi büyük bir kızgınlıkla.
***
Aşk doğmak üzereyken dünyaya bir meleğin zikri yansıyormuş gibiydi mahlûkata. Bir gün sebepsizce uyandım. Rızkımı dünyaya saçtım. Cebimdeki hoyrat aşkı başıboş bir ivmeye terk ettim. Sebepsizce doğruldum günümü ziyan edercesine… Korkak bir erkek gibi “olmayacak yapamayacağım!” dedim…
Ürkek bir telaşı vardı sözlerimden sonra Hafsa’nın. Ellerinde yitik bir ümitle çıkıp gitti kapımdan. Kaçtım… Yanıma sadece bozuk bir nişane alarak kaçtım…
***
Her gün iş dönüşü siyaha boyadığı dış görünüşü ile gelir ve hızla ve başını bir kez bile kaldırmadan gelir geçerdi kapımdan. Ve her sabah camını açar ciğerlerine kadar çekerdi sabah ezanının havaya kattığı temiz nefesi. Yutkunurdum… Yutkunur ağlar ses edemezdim. Unutmuştu beni çoktan aklında kalan tek şeydi kırıp bıraktığım akdim.
Gelir geçerdi hüzün önümden yıpranırdı bir sala her akşam farklı bir renk katardı kitreme.
***
Bir gün toplayıp cesaretimi kesiverdim önünü… Kafasını kaldırmadan önümde dikiliyor sanki “canımı al da git yeter artık!” diyordu.
Ona cümleler cümleler cümleler boyu yalvardım. Dinliyordu. Devam ettim… Mevsimler mevsimler mevsimler dolusu pişmanlıklarımı dile getirdim. Dinliyordu. Susmadım. Yağmurlar yağmurlar ve yağmurlar boyu aşktan bahsettim. Kafasını kaldırdı yüzünde sahibi belli olmayan bir aşk vardı. Baktı ürkütücü bir vurdumduymazlığı vardı. Elini çantasına attı bir şeyler aradı…
Bir ufak yaprak bıraktı avuçlarıma…
“ Allah gözlerin hain bakışını da bilir gönüllerin gizlediğini de…” * *mü'min-19 Bir daha kapımı yoklamadı hazan.